Loading
Özel Ege’den Haberler

Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan Öğretmenlere Seslendi

Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan Öğretmenlere Sesle
Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan Öğretmenlere Sesle

Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde öğretmenlerle bir araya geldi. Eğitimciliğin toplumu dönüştüren en güçlü mesleklerden biri olduğunu vurgulayan Eraslan, konuşmasında günümüz toplumunda giderek artan “yalnızlık” ve “yalnızlaşma” olgularını teknoloji, öğrenciler ve öğretmenlik mesleği üzerinden değerlendirdi.

Eğitimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını belirten Eraslan, eğitim kurumlarının öğretmenle öğrenci, insanla bilgi ve bugünle gelecek arasında güçlü bağlar kuran yapılar olduğuna dikkat çekti.

 

“Yalnızlık” ile “yalnızlaşmak” aynı şey değil

Yalnızlığın farklı biçimleri olduğunu belirten Eraslan, kişinin bilinçli olarak kendi iç dünyasına yönelmesi ile iradesi dışında yalnız bırakılması arasında bir ayrım yapılması gerektiğini söyledi. Bireyin kendi başına kaldığı zamanların düşünme, değerlendirme ve karar verme açısından önemli olabileceğini ifade eden Eraslan, öğrencilerin de zaman zaman düşünmelerine ve kendileriyle baş başa kalmalarına imkân tanınması gerektiğini vurguladı.

İstenmeyen yalnızlığın bireyin çevresiyle ve geleceğiyle kurduğu ilişkiyi zayıflatabileceğine dikkat çeken Eraslan, özellikle öğrencilerin sosyal ilişkilerinin eğitimciler tarafından yakından gözlemlenmesi gerektiğini belirtti. Öğrencinin yalnız kalmayı kendisinin mi tercih ettiği yoksa arkadaş çevresi tarafından mı dışlandığının anlaşılmasının önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:  “Bir tarafta insanın kendi iç sesini duyabilmek için ihtiyaç duyduğu, kendi seçtiği bir sükût hâli vardır.  Diğer tarafta ise insanın iradesi dışında ona reva görülen, onu inciten bir dışlanmışlık hâli.  Batı dillerinde bile bu ikisi ayrı kelimelerle karşılanır: Biri ‘solitude’, kişinin kendi zamanına ve alanına sahip olmayı bilinçle seçmesi; diğeri ‘loneliness’, istenmediği hâlde yalnız bırakılmak. Yazar Ayfer Tunç’un güzel bir tespiti var bu konuda: ‘Seçilmiş bir yalnızlık olsun ya da olmasın, yalnızlıkta insanı değerli kılan soylu bir taraf var. Yalnız insan geçmişine bakabilir, kederlenebilir ama bakabilir. Oysa terk edilmişliğin soylu bir yanı yok.  Acınası bir durum; sen istediğin hâlde istenmemek’.”

Filozof Schopenhauer’in “kendi başına, topluma gereksinmeyecek denli çok şeye sahip olmak büyük bir mutluluktur” sözünün kapıdan itilen, evine dönüp kimseye anlatamadığı bir günü yaşayan biri için değil ancak seçilmiş bir yalnızlık için doğru olduğunu belirten Eraslan, şair Cahit Zarifoğlu’nun “Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı” ve İranlı şair Sohrab Sepehri’nin “Seni senden çalmışlar, bu ne derin yalnızlık!” sözlerine atıfta bulundu.

 

Bağlantı bol ama bağ az

Teknolojinin insan hayatını kolaylaştıran ve insanlara vazgeçilmesi mümkün olmayan imkânlar sunduğunu ifade eden Eraslan, dijitalleşmenin insan ilişkileri üzerindeki etkilerine de değindi. Günümüzde insanların tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar birbirleriyle bağlantı hâlinde olduğunu ancak buna rağmen yalnızlık duygusunun arttığını “bağlantı bol ama bağ az” değerlendirmesiyle ifade etti.

Teknolojinin iletişimi hızlandırdığını ancak gerçek insan ilişkilerinin zaman, emek ve sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Eraslan, aile, komşuluk, meslek grupları ve diğer sosyal aidiyetlerin zayıflamasının yalnızlaşmayı artırdığına dikkat çekti. Batı felsefesinin iddiasının aksine “İnsan insanın kurdu değil yurdudur” ifadesini kullanan Eraslan, toplumun kendi kültürel değerlerinden beslenen sahici ilişkilere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

 

Öğrencilerdeki duruma dikkat çekti

Günümüz öğrencilerinin teknolojiyle iç içe büyüdüklerinin altını çizen Eraslan, ekranları etkin kullanabilmenin insanlarla sağlıklı ve güçlü ilişkiler kurabilmek anlamına gelmediğini söyledi. Dijital ortamda sürekli bağlantıda görünen gençlerin gerçekte kendilerini yalnız hissedebileceklerini, bu durumun sosyalleşmenin yanı sıra gençlerin kendilerini ifade etme becerilerini de olumsuz etkileyebileceğinin altını çizdi.

Akran zorbalığı, dışlanma, alay edilme ve küçümsenme gibi davranışların çocuklarda kalıcı etkiler bırakabileceği tespitinde bulunan Eraslan, öğrencilerin kendilerini istenmeyen bireyler olarak hissetmelerinin önüne geçilmesinde eğitimcilere önemli ve büyük sorumluluklar düştüğünü vurguladı. Çocuklara kulak vermenin eğitimciliğin bir parçası olduğunu belirterek bunun öğretmenlik mesleğinde bir “ekstra” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

 

Öğretmenliğin kendine özgü bir yalnızlığı var

Öğretmenlik mesleğinin de kendine özgü bir yalnızlık taşıdığını belirten Eraslan, eğitimcilerin sınav değerlendirmelerinden veli görüşmelerine, öğrencilere ilişkin kritik kararlardan sınıf içindeki sorumluluklara kadar pek çok konuda bireysel karar vermek durumunda kaldıklarını söyledi. Öğretmenlerin kişisel sorunlarından bağımsız olarak sınıfa sabırlı ve dengeli bir ruh hâliyle girmek zorunda olduklarını belirten Eraslan -UC Berkeley emekli sosyoloji profesörü Arlie Russell Hochschild’ın literatüre kazandırdığı bir kavramı ödünç alarak- eğitimciliğin önemli ölçüde “duygusal emek” gerektirdiğini ifade etti. Mesleğin yoğunluğu karşısında öğretmenler arasındaki kısa sohbetlerin, fikir alışverişlerinin ve dayanışmanın önemine de değinen Eraslan, meslektaşlık bağlarının güçlü tutulması gerektiğini ifade etti.

 

Mesleki tecrübelerinizi yeni nesillere aktarın

Mesleğe uzun yıllar emek vermiş öğretmenlere deneyimlerini genç meslektaşlarıyla paylaşmaları çağrısında bulunan Eraslan, eğitimciliğin usta-çırak ilişkisi açısından güçlü olduğu mesleklerden biri olduğunu belirtti. Mesleki tecrübelerin zaman içerisinde ve kimi zaman hataların bedeli ödenerek kazanıldığını ifade eden Eraslan, yeni nesil eğitimcilerin aynı süreçleri yeniden yaşamak zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda farkındalık, sahici insan ilişkileri, meslektaş dayanışması ve öğrencilere kulak vermenin yalnızlaşmaya karşı önemli unsurlar olduğunu vurgulayan Eraslan, eğitimcilerin hem öğrencilerini hem de meslektaşlarını yalnız bırakmamaları gerektiğini belirtti.

Özel Ege Lisesi mezunlarının yıllar sonra dahi okulda kurdukları dostluklardan ve biriktirdikleri anılardan söz etmelerinin okul kültüründeki sahici ilişkilerin bir göstergesi olduğunu ifade eden Yansı Eraslan, bu kültürün yeni eğitim-öğretim yılında da sürdürülmesi temennisinde bulundu.

Eraslan konuşmasına şair Şükrü Erbaş’ın “Yalnızlık, seni bir gün biz seçeceğiz, o zaman güzel olacaksın” dizeleri ile son verirken yaşanan yalnızlıkların insanlara iyi gelen, gönüllü yalnızlıklar olması dileğinde bulundu.

paylaş